Neurons Fire Together Wire Together – Birlikte Ateşlenen Nöronlar Birlikte Bağlanır

A simple, yet very powerful sentence, especially if you want and need a revolution in yourself. This will not only show you the road to revolution, but also will guide you through. Or, if you want to understand why some behaviors are so resistant against change (be it in in yourself, in somebody else, in organization, community, or society), understanding this sentence will also help in illumination as well.

Very simply put, brain works with neurons -electrically- communicating to each other. Every single activity you perform, name anything from enjoying your cup of tea to the ways you solve difficult problems, certain cells will connect to other certain cells, one after another. Like cell 28 connecting to cell 45, that to 833, that to 2 and that to 39874 etc. So, lets assume that this is the order of cells for you to handle tough situations: 28-45-833-2-39874! Two things to underline:

  1. Every time you approach a difficult situation the same way you used to do, this sequence gets stronger; imagine like every time you use 28-45-833-2-39874, a round of stretch film is wrapped around these cells, making connections stronger. This is called neuroplasticity and indeed it’s a good thing as it will help you to get better, quicker and provide you deeper ability to perform what ever you do with this set of neurons.
  2. When you face a new situation requiring a new behavior however, your brain will have tendency to act in this old way (too much stretch film around). For example, you will need 28-48-39874-18-763 this time but your neurons will kind of rebel against you and they will try to stick with 28-45-833-2-39874! This is, again in a very simplistic way, why change is usually not an easy thing. 

The second sounds scary, and it is if you don’t face it. You need to look, see, accept & maybe also respect this scary part. The moment you do so, the control is back in your hands, magic happens, and you to start to see that this difficulty is only a new beginning in setting up a new behavior (2 becoming 1).

Therefore, first time you do something, first time you learn something, the new set/new sequence of neurons will only have weak ties (like they will only smile at each other). If you repeat ties will get stronger (they start flirting). If you further repeat it’s even stronger (relationship) and in case if you even go further and connect them with some other already existing neuron sets, you kind of embed them for much longer time and make them more ready to be with you in different and creative ways when needed (like achieving an evergreen relationship).

image credit: goodreads.com

So, keep the saying in mind and on one hand beware of already existing wires getting in the way, on the other hand keep your perseverance in firing neurons together until new desired behavior is wired (probably around 66 days) the way you like (and until next time you like to change 😉 )

I came across this sentence while reading David Rock’s great book, Your Brain at Work (Further blog posts will follow about this great book). As Rock also refers, this whole theory is a simplified version of so called Hebbs’s Rule named after psychologist Donald Olding Hebb.


Birlikte Ateşlenen Nöronlar Birlikte Bağlanır

Kendinizle ilgili büyük bir değişime, devrimsel bir dönüşüme karar verdiğinizde işinize çok yarayabilecek, basit, basit olduğu kadar güçlü bir cümle. Dönüşümün, adım adım nasıl gerçekleşeceğini anlamanızı sağlar, ve bu anlayış, süreç içerisinde tıpkı bir refakatçi gibi size eşlik ve yardım eder. Aynı basit cümle, başka bir açıdan ele aldığımızda, başkalarının (hatta kurumların, topluluk veya toplumun) bazı davranışlarının, değişim karşısında neden aşırı dirençli olduğunu da kavramaya yardımcı olur.

Basit bir şekilde ifade edersek, beyindeki nöronlar birbirleri ile elektriksel olarak iletişim kurarlar. Gerçekleştirdiğiniz her bir aktivitenizde (aklınıza ne gelirse, bir bardak çay içmenin tadına varmaktan, zor bir problemi çözmeye kadar), belirli hücreler başka belirli hücrelerle, sıralı olarak bağlantı kurarlar. Örneğin, 28 numaralı hücre 45 numaralı hücreye, o 833 nolu hücreye, o 2 noluya ve o da 39874 nolu hücreye bağlanır gibi. Bu varsayımsal hücrelerin, sizin zor bir durumu çözdüğünüzde kullandığınız hücreler olduğunu düşünelim:
28-45-833-2-39874! Burada iki şeyin altının çizilmesi gerekir:

  1. Zor bir durumu çözmek için, alışageldiğiniz yolu her kullandığınızda, bu sıralama daha güçlü hale gelir. Aynı yolu kullandığınız her defasında 28-45-833-2-39874‘ün etrafına bir kat streç film sarılıyor, bağlantıları daha güçlü kılıyor diye düşünelim. Buna neuroplastisite deniyor, ve aslında iyi bir şey çünkü sizi daha iyi, daha hızlı yapıp, bu nöron seti ile ilgili yaptığınız faaliyette daha derin bir performans sergileyebilmenize olanak sağlıyor.
  2. Ancak, yeni bir davranış gerektiren yeni bir durumla karşılaştığınızda, beyniniz eski ve alıştığı şekilde davranma eğiliminde oluyor (çok fazla streç film kaplanmış). Örneğin, size bu defa 28-48-39874-18-763 sıralamalı nöronlar gerekiyor, ancak eski nöronlar size karşı bir nevi direnç gösteriyor ve eski 28-45-833-2-39874 setine sadık kalmaya çalışıyor. Gene, çok basite indirgenmiş haliyle, değişimin kolay bir şey olmamasının sebebi de budur.

İkinci madde biraz korkutucu duruyor, eğer yüzleşmezseniz gerçekten de korkutucudur. Bu bölüme bakmanız, görmeniz, kabul etmeniz ve belki de saygı duymanız gerekir. Bunu yaptığınız anda, kontrol tekrar size geçer, büyü kendini gösterir, ve bu değişim zorluğunun sadece yeni bir davranışın oluşturulmasındaki yeni bir başlangıç olduğunu anlarsınız (2’nin 1 haline gelmesi).

Benzer şekilde, bir şeyi ilk defa yaptığınızda, bir şeyi ilk öğrendiğinizde, yeni nöron seti/sırası birbirine çok zayıf bağlarla bağlanacaklar (birbirlerine sadece gülümsediklerini düşünün). Eğer bu davranışı, bu öğrenmeyi tekrar ederseniz bağlar güçlenecek (flört etmeye başlayacaklar), daha fazla tekrar ederseniz daha da güçlenecek (ilişki) ve daha da ileri gidip bunları halihazırda var olan başka nöron setleri ile bağlarsanız (beraber kullanırsanız), hem daha kalıcı olacaklar hem de ihtiyaç duyduğunuzda daha değişik ve daha yaratıcı formlarda sizin yanınızda olacaklardır (sürekli kendini yenileyebilen ilişki gibi).

image credit: goodreads.com

Dolayısıyla, bu sözü akılda tutmak, ve ikili bir yaklaşımla, bir yandan mevcut bağlantıların ayağınıza dolanmamasına dikkat etmek gerekir, bir yandan da, yeni davranış istediğiniz şekle gelene kadar yeni davranışa ait nöronları sabırla ve ısrarla (muhtemelen ortalama 66 gün kadar) ateşlemek gerekir (bir sonraki değişim isteğinize kadar;) ).

Bu cümleye David Rock’ın İş’te Beyniniz isimli kitabında denk geldim. (Bu şahane kitapla ilgili ayrıca yazacağım). David Rock’un da referans verdiği gibi, bu cümle ile basitleştirilmiş teori Hebb Kanunu olarak bilinmekte ve ismini psikolog Donald Olding Hebb‘den almaktadır.

Self-talk! İç-ses!

“Inner Voice” or “self-talk” is one of the greatest natural hand we have, provided that we think “things around us are great”. When inner voice talks positively, it increases and ensures self-confidence.

When talking positively, it says for example:

  • I’m at peace with myself, I love my family, friends
  • I’m part of a great team, everyone loves me, I love everyone
  • I do my job very well
  • My clients, my colleagues, my students, my friends… learn a lot from me
  • Today, I’m going to learn a lot from my colleagues, students, clients, friends
  • Today, I feel great and everything will be great

On the other hand, when things are not going great (or when we think that things are not going great), self-talk works like a destructive enemy and attacks our self-confidence.

If we pay attention, we catch the negative self-talk, for example, saying the following:

  • Life is very difficult, family, friends, work everything have to be handled continuously
  • Nobody is doing his/her job, it’s again me… this is no my job (generalization, closing self to opportunities)
  • What if I’m not good at my job, do I have a problem (questioning self)
  • My friends, my clients, my students, my colleagues… will be bored again, time will not pass (negative conditioning)
  • Everyone keeps repeating the same things, nothing new (closing self for opportunities)
  • Things are not like the way I like, I should do something tomorrow (procrastination!)
  • I don’t really feel good today, it will be a long day

Positive or negative, each way of self-talk is determining what your brain will do as a response. Many scientific research, especially on the field of neuroscience, prove that our brain is very quickly and perfectly responding our feelings caused by either of the self-talk we have;

  • In case of positive talk, our brain interprets our feelings as “act, good things will happen, think and find something new for greatness”, takes it as an order, starts working, and provides us alternative solutions and opportunities
  • In case of negative talk, however, our brain interprets our feelings, as “there is nothing to be done, no need to keep working, stop”, takes it as an order, and simply stops and closes itself for any possible opportunity or solution.

Which one is better for yourself?

Today, (and tomorrow, and the day after, and the day after that),
WHICH ONE YOU ARE GOING TO CHOOSE?

And here are 4 things you can do to transform through positive self-talk: (from reachout.com)

  1. Listen, hear what you are saying to yourself. In case you catch negative self-talk, accept that this is a problem, and you need to solve it!
  2. Question the negative self-talk, challenge yourself: Is there actual evidence for what I’m thinking? What would I say if a friend were in a similar situation? Is there a more positive way of looking at this? Am I keeping everything in perspective? Can I do anything to change what I’m feeling bad about?
  3. Change your self-talk, replace negative talks with positive ones
  4. ACT NOW, MOVE, GO GO GO!

———————–

“İç Ses” veya “kendi kendine içinden konuşmak” diye çevirebileceğimiz ‘self-talk’, işler yolundayken bizim en büyük yardımcılarımızdan biridir, pozitif bir dille bizimle konuşur, ve kendimize olan güvenimizin perçinlenmesini sağlar.

Örneğin, bize şunları veya benzerlerini söyler: 

  • Hayatımla barışığım, ailemi, arkadaşlarımı seviyorum
  • Çok şahane bir ekibin parçasıyım, herkes beni seviyor, ben herkesi seviyorum
  • İşimi çok iyi yapan biriyim
  • Müşterilerim, öğrencilerim, iş arkadaşlarım, arkadaşlarım… benden çok şey öğrenirler
  • Bugün, arkadaşlarımdan, iş arkadaşlarımdan, öğrencilerimden, müşterilerimden çok şey öğreneceğim
  • Bugün iyi hissediyorum, ve her şey güzel olacak

Öte yandan, işlerin istediğimiz gibi gitmediği (veya gitmediğini düşündüğümüz) zaman, ‘self-talk’, bu defa bir nevi kendimize olan güveni yıkmaya adanmış bir düşman gibi bizi aşağıya çeker.

Dikkatli olursak, kendisini şöyle şeyler söylerken yakalayabiliriz;

  • Hayat çok zor; aile, iş, arkadaşlar her şeyle sürekli uğraşmak gerekiyor
  • Kimse işini yapmıyor, gene tek başımayım / bu benim işim değil (genelleme, kendini fırsatlara kapatma)
  • Acaba ben bu işi yapamıyor muyum, bende mi bir sorun var (kendini sorgulama)
  • Arkadaşlarım, müşterilerim, öğrencilerim, iş arkadaşlarım… gene benden sıkılacaklar, zaman geçmek bilmeyecek (negatif şartlanma)
  • Herkes aynı şeyleri söyleyip duruyor, çık sıkıcı (kendini fırsatlara kapatma)
  • Bir şeyler istediğim gibi gitmiyor, bugünü de atlatayım yarın bir şeyler yaparım (erteleme!)
  • Bugün pek iyi hissetmiyorum, çok uzun bir gün olacak

Pozitif veya negatif, bu iki farklı kendi kendine konuşma durumu doğrudan beynin bir sonraki adımda ne yapacağını belirliyor. Özellikle nöroloji alanında yapılan pek çok çalışma, beynin bu kendi kendine konuşmalar sırasında hissettiğimiz duygulara uygun davranışı çok çok hızlı şekilde geliştirdiğini ve gösterdiğini kanıtlıyor.

  • Pozitif konuşmada, beyin hissettiklerimizi, “yap, çok güzel şeyler olacak, düşün ve güzel şeyler için hemen bir şey bul” emri gibi algılıyor ve basitçe bu emri uyguluyor, çalışıp size sürekli alternatif fırsat ve çözüm sunuyor.
  • Negatif konuşmada, beyin hissettiklerimizi, “yapacak bir şey yok, elden bir şey gelmiyor, boşuna çalışma, düşünmene gerek yok, dur” emri gibi algılıyor ve basitçe bu emri uyguluyor. Duruyor ve kendini tüm fırsat ve çözümlere kapatıyor.

Hangisi sizin için daha iyi?

Bugün (ve yarın ve ondan sonraki gün ve ondan sonraki gün),
HANGİSİNİ TERCİH EDECEKSİNİZ?

Pozitif iç sese doğru gitmek için yapabileceğiniz 4 şey: (reachout.com sitesinden)

  1. Dinleyin; kendinize ne söylüyorsunuz? Negatif konuşma yakalıyorsanız, bunun bir problem olduğunu ve çözmeniz gerektiğini kabul edin!
  2. Negatif konuşmayı sorgulayın, kendinize meydan okuyun: düşündüğüm şeyle ilgili gerçekten bir kanıt var mı? Aynı durumda bir arkadaşım olsa ona ne derdim? Bu duruma pozitif bakmanın bir yolu var mı? Her şeyi dikkate alıyor muyum? Nasıl hissettiğimi değiştirmek için yapabileceğim bir şey var mı?
  3. Negatif cümleleri, pozitiflerle değiştirin
  4. ŞİMDİ HAREKETE GEÇİN