Curiosity as antidote of anger. Öfkenin panzehiri olarak merak.

“You can’t be angry and curious at the same time.” Since I’ve heard of it from Seth Godin who credits Catherine Hoke and who credits her friend Dan Tocchini, I cannot stop thinking about it.

Anger, (visualize a moment when your anger captivates you, for example while driving), is a feeling that freezes the moment for the person, and freezes the potential possible actions that might be taken. It’s a feeling that triggers a very simplistic way of thinking in the brain, triggers aggression and/or yet another captivating feeling of unfairness or some other reactions and/or feelings that I cannot name right now. I can surely say, however, that any feeling triggered by anger will chain you to the present time which of course will turn itself into a past in a blink of an eye time. You will be hooked into this negative experience, it will turn into a vicious circle and will repeat itself throughout the similar encounters you are going to face. It is a poisonous situation unless you are enjoying it!

Since I’ve heard the sentence, I’m still amazed with the simplicity of the antidote of anger. Curiosity! Probably it is not going to serve as a tool for problem resolution. Maybe it might not even have a visible and immediate effect helping in elimination of the problem causing anger. Yet, it saves you from being hooked into a vicious circle, stops the poison, and keeps you remain in your own flow, in present and towards to your future. By being curious, you start asking questions, and life is very generous in answering them; you ask, and the answers find you. The answers help you understand, and might bring some solutions eventually. At least, it makes plus one person, you, who understands the cause and accumulates for a future tipping point when the source of anger can be resolved.

Hoke’s book is already listed to be read and just discovered a podcast interview with her, by Tim Ferriss, to be listened. Maybe, when I dig further, I will discover that currently I am misinterpreting the saying. If that’s the case, I’ll write another post. For the time being, make the choice, and, hopefully, stay curios.


“Aynı anda hem öfkeli hem de meraklı olamazsın.” Duyduğumdan bu yana, hakkında düşünmeden edemediğim bir cümle. Seth Godin’den duydum, ki o Catherine Hoke’u referans veriyor, o ise bir konuşmasında arkadaşı Dan Tocchini’yi referans veriyor.

Öfke, (öfkenin sizi esir aldığı bir anı gözünüzde canlandırın, mesela araba kullanırken), bir yandan kişi için anı dondururken, bir yandan da alınabilecek olası aksiyonları dondurur. Beynin kapasitesinin çok altında bir düşünme şekliyle çalışmasına sebep olur, saldırganlığın ve/veya haksızlık yapıldığı duygusunun, veya şimdi sayamadığım benzer başka esir alıcı duygu veya reaksiyonların tetiklenmesine sebep olur. Olası tüm duyguları saymak mümkün olmasa da, şunu söylemek mümkün, öfkenin ortaya çıkarabileceği duygu sizi mevcut zamana zincirler, ki göz açıp kapayıncaya kadar mevcut zaman geçmiş zaman haline gelir. Bu negatif deneyime bağlı hale gelirsiniz, benzer durumlarla karşılaştıkça kısır döngü gibi kendisini tekrar eder. Zehirleyen, ve özel bir zevkiniz yoksa kaçınmak isteyeceğiniz bir durum.

Başlangıçta yazdığım cümleyi duyduğumdan bu yana, öfkenin panzehirinin basitliğine hayret ediyorum. Merak! Muhtemelen, problemin çözüm aracı olmayacaktır. Belki de, öfkeye neden olan problemin giderilmesi konusunda görünür ve hızlı bir etkisi de olmayacaktır. Ancak, sizi kısır döngüye saplanmaktan kurtarabilir, zehri durdurabilir, ve kendi akışınızda, bugününüzde -ve geleceğinize doğru- kalmanıza yardımcı olabilir.  Meraklı olarak, soru sormaya başlarsınız, ve hayat cevaplar verme konusunda cömert davranır; siz sorarsınız ve cevaplar sizi bulur. Cevaplar anlamanıza yardımcı olur, ve hatta zaman içinde çözümleri de getirebilir. En azından, artı bir kişi olursunuz; sebebi anlamaya başlayan ve gelecekte öfkeye sebep olan şeyin çözüleceği kıvılcım anı için biriktiren artı bir kişi.

Hoke’un kitabı okunacaklar, kendisiyle yapılmış uzunca bir mülakat dinlenecekler listesinde. Belki bu konuyu biraz daha didiklediğimde, söylenmek istenen şeyi yanlış yorumladığımı anlayacağım. O durumda başka bir yazı daha yazmam gerekecek elbet. Şimdilik şunu söyleyebilirim, tercihinizi yapın, ve mümkünse meraklı olmayı seçin.

Collapse of Compassion – Şefkat Çöküşü

“Collapse of Compassion” is subconscious act to eliminate ‘cost’ of taking action against mass suffering. Both in human rights and animal rights. This is why people sometimes show great care for individual suffering (as easy to show compassion like feeding a child, ‘mercy’ for an immigrant, help one person or care for one animal etc) and tend to ignore mass suffering (where bigger actions required to be organized, coordinate, show great effort, act in groups etc). Recent studies showing that this is not because ‘people are less capable of caring for group suffering’ but because of an active and subconscious regulation of emotions to suppress the compassion felt for mass suffering because we perceive it costly! For example, helping immigrants will need your devoted time and effort, or acting against mass murder of animals will require changing the whole diet. Costly! I understand, and this is exactly why we need to take a ‘conscious’ decision and start acting small, mass action will follow, will reach a tipping point!

Some related links:

“Şefkat Çöküşü” kitlesel acılara karşı harekete geçmemizi ‘maliyet’ sebebi ile engelleyen, bilinçaltı bir aksiyon. Hem insan haklarında hem de hayvan haklarında. Bu sebeple insanlar bazen kişisel bir acıya karşı büyük ilgi gösterirken (çünkü şefkat bu durumlarda basitçe gösterilebilir; bir çocuğu doyurmak, bir göçmene ‘merhamet’ göstermek, bir kişiye yardım etmek veya bir hayvanla ilgilenmek gibi) kitlesel acıları görmezden gelme eğiliminde oluyorlar (çünkü organize olmak, koordine olmak, çok çaba göstermek, grup halinde hareket etmek gibi daha büyük eylemler gerekiyor). Yakın zamanda yapılan çalışmalar gösteriyor ki bunun sebebi sanılabileceği gibi ‘insanların kitlesel acılara karşı yardım etme becerisinin daha düşük olması’ değil. Kitlesel acılara karşı hissedilen şefkatin, yüksek maliyet algısı sebebiyle (!) aktif ve bilinçaltı bir şekilde bastırılması ve ilgili duyguların regülasyonu. Örneğin, göçmenlere yardım etmek zaman ve efor ayırmamızı gerektirecek, veya hayvanların kitlesel olarak öldürülmesine karşı çıkmak tüm beslenme şeklimizi değiştirmemizi gerektirecek. Maliyeti yüksek! Anlıyorum, ve işte bu yüzden ‘bilinçli’ kararlar almak ve küçük adımlar atmak durumundayız, kitlesel adımlar arkadan takip edecek, bir kıvılcım anına ulaşılacaktır.

The strength of weak ties – Zayıf Bağların Gücü

A study called “Getting a job” by sociologist Mark Granovetter reveals that people are not getting their jobs through their friends but through their acquaintances. Your friends occupy the same world that you do and it’s less likely that they will know what you don’t. However, your acquaintances live in a different world and it’s more likely that they will know what you don’t. So, if you are in search of something new, focus on acquaintances not on your closest ones.

Sosyolog Mark Granovetter’in İş Bulmak adlı araştırması, insanların arkadaşları aracılığı ile değil tanıdıkları aracılığı ile iş bulduklarını gösteriyor. Yakın çevreniz, sizinle büyük oranda aynı dünyayı paylaşır ve sizin bilmediklerinizi bilme ihtimali düşüktür. Oysa tanıdıklarınız sizinkinden çok farklı bir dünyada yaşar ve sizin bilmediğiniz bir şeyi bilme olasılıkları daha yüksektir. Yani, yeni bir arayıştaysanız, en yakınınızdakilere değil, bir adım ötedekilere odaklanın.

(from Malcolm Gladwell – Tipping Point / Kıvılcım Anı)