You are lucky! – Şanslı Birisin!

Richard J. Wiseman run an experiment with 400 volunteers few years ago. He gave both lucky and unlucky people a newspaper, and asked them to count number of photographs in the newspaper. People calling them ‘unlucky’ were counting in an average of two minutes, while ‘lucky’ ones in few second. Because, the second page of the newspaper contained a half of a page section saying ‘stop counting – there are 43 photographs in this newspaper’. Wiseman describes this as a case for ‘chance of opportunities’. When you call yourself ‘lucky’ it’s like asking your brain to open up for potential opportunities, and your brain will simply follow its only commanders’ orders and seek for opportunities, solutions. On the other hand, if you call yourself ‘unlucky’, your brain will still keep your order and stop thinking, working on potential opportunities, solutions as it will interpret your feelings as ‘no need to work’.

So, still want to call yourself unlucky? Surely not, have a lucky week.

Richard J. Wiseman, bundan birkaç yıl önce 400 gönüllü ile bir deney yapar. Kendine şanslı ve şanssız diyen insanlara bir  gazete verir ve gazetedeki fotoğrafları saymalarını ister. Kendine ‘şanssız’ diyenler fotoğrafları saymayı ortalama 2 dakikada bitirirken, kendine ‘şanslı’ diyenler birkaç saniyede bitirir. Çünkü, gazetenin ikinci sayfasında, yarım sayfa büyüklüğünde bir bölüm vardır, ve şöyle yazmaktadır “saymayı bırakın, bu gazetede 43 fotoğraf var”. Wiseman bunu ‘fırsatların şansı’ olarak adlandırıyor. Kendinize ‘şanslı’ dediğinizde, bu beyninize olası fırsatlar için hazır olmasını söylüyor, ve beyniniz kendisinin tek komutanının emrini yerine getiriyor, fırsat ve çözümleri arıyor. Öte yandan, kendinize ‘şanssız’ dediğinizde, beyin elbette gene sizin emrinizi dinliyor ve düşünmeyi, potansiyel fırsat ve çözümleri aramayı durduruyor, çünkü sizin duygunuzu ‘çalışmaya gerek yok’ diye yorumluyor.

Şimdi kendinize hala ‘şanssız’ demek istiyor musunuz? Elbette hayır diyeceksinizdir, o zaman şans dolu bir haftanız olsun.

You need to love your colleagues – İş arkadaşlarını sevmek zorundasın

This time I dont know if this is scientifically proven or not, will check surely. However, it’s proven many times by my beloved colleagues from @wseturkey, and always stated as one of the biggest reasons for our successes. I’ve started to draft an article to further justify the intuition we had. In short, indeed in very very short, the demand and expectation around us becoming so extreme and we need a true support and diverse support (including emotions) from our colleagues, which is not happening without love. Otherwise, results are very usual, far from being great.
Bunun bilimsel olarak kanıtlanıp kanıtlanmadığını henuz bilmiyorum, ama bakacağım. Ancak, bu, @wseturkey ‘deki sevgili iş arkadaşlarım tarafından defalarca kanıtlandı, ve yaptığımız konuşmalarda hep başarılarımızın en büyük sebeplerinden biri olarak ifade edildi. Bu hissi daha fazla gerekçelendireceğim bir makale çiziktirmeye başladım. Ancak şimdilik çok çok kısaca, sebep şu; etrafımızdaki talep ve beklenti o kadar inanılmaz bir şekilde arttı ki, iş arkadaşlarımızın, duygusal tarafımızı da besleyen gerçek desteğine ihtiyaç duyuyoruz, ve bu gerçek bir sevgi olmadan olmuyor. Öbür türlü, başarılar olağanüstü olmaktan uzak ve normal olarak kalıyor.