What you resist… – Direndiğin şey…

The full version is “what you resist not only persists, but will grow in size.” Complementary to previously suggested idea, as long as we refuse to accept (resist), simply we cannot create a solution. Problem will remain and probably, at least in our mind, will also grow. Yet, the suggestion is not, definitely not, falling into trap of destiny. Just the opposite, accepting is only accepting the existence of the problem and instead of resisting or complaining, simply handling it as a starting point for discovery of a desired solution.
Tam versiyonu şöyle «direndiğin şey, sadece devam etmekle kalmaz, aynı zamanda büyür». Daha önceden ele aldığımız fikri tamamlıyor, kabul etmeyi reddettiğimiz sürece (direnç), bir çözüm bulmamız mümkün olmuyor. Problem devam ediyor, ve aynı zamanda, en azından zihnimizde, büyüyor. Ancak önerilen, kesinlikle kaderciliğe boyun eğmek değil. Tam tersine, kabul etmek, problemin varlığını kabul etmek anlamında sadece. Şikayet etmek veya direnmek yerine, basitçe problemi ele almak ve böylece kabul etmek eylemini, istediğimiz çözümü keşfetmek için bir başlangıç noktası olarak kullanmak anlamına geliyor.

Accept! – Kabul Et!

In other words, if you want to solve your problem the first and most important thing to do is accepting the existence of the problem. Otherwise, simply you don’t even have a case to work on. No solution can be found if you don’t know what problem you are trying to solve. Put the problem on your table, face it, and that will give your brain the absolute order: «solve it!», and your brain will do that! Accepting is starting point for possibilities, starting point for good things to have… what happens if you don’t accept, that will come in problem #3 but also was in problem #1.

Başka bir deyişle, probleminizi çözmek istiyorsanız yapacağınız en önemli ve ilk şey sorunun varlığını kabul etmek. Aksi takdirde, üzerinde çalışacağınız bir şeyiniz bile olmaz. Hangi sorunu çözmeye çalıştığımızı bilmiyorsak çözüm bulamayız. Sorunu, problemi masanın üstüne koyun, yüzleşin ve bu beyninize çok kesin ve açık bir emir verecek «çöz bunu!» ve beyniniz bunu yapacak! Kabul etmek olasılıklar için, güzel şeyler için başlangıç noktası… Kabul etmezsek ne oluyor, o kısım problem #3’de ve problem #1’de.

Your Problem! – Sorununuz!

Evans says this in a webinar and Bill Burnett explains like this: “you have a friend, not you, but a friend who has been complaining about their job, complaining about their partner, complaining about whatever every time you have coffee, but not doing anything (If YOUR PROBLEM isn’t really your problem)…. So I think, if you’re ready to start working on something just pick something small and work on it, prototype some solutions and see what works… When you start, when you accept this is my problem now I can either decide I’m doing nothing… or I’m going to see if I can do something with it.” Facing the problem, and handling it as a problem to be solved is what we need, otherwise we might be trapped and turn to be a friend who complains all the time. Accept is the key word, more to come about it in problem #2. So far, just watched couple of videos from Evans and Burnett, Stanford professors and writers of the book Designing Your Life: How to Build a Well-Lived, Joyful Life. More will follow while I read the book.

Here is one of the links available online if you like to know more about.

D. Evans bir webinarda böyle diyor (link aşağıda) ve Bill Burnett şöyle açıklıyor: “bir arkadaşınız var, siz değil, bir arkadaşınız ve ne zaman kahve içseniz sürekli işiyle, eşiyle, ve başka şeylerle ilgili şikayetlerini sayıyor, ama hiç bir şey yapmıyor (Eğer sorununuz gerçekten sorununuz değilse)… Eğer bir şey yapmaya başlayacaksanız, basit bir şey seçip, bununla ilgili çözüm seçeneklerini test edebilir ve çalışıp çalışmadığına bakabilirsiniz… başladığınızda, yani problem benim problemim diye kabul ettiğinizde, ya hiçbir şey yapmamaya karar verirsiniz… veya bu sorunla ilgili bir şey yapıp yapamayacağınıza bakarsınız.” Problemle yüzleşmek, ve çözülmesi gereken bir mesele olarak ele almak ihtiyacımız olan şey, öbür türlü sıkışabiliriz ve sürekli şikayet eden arkadaş haline dönüşebiliriz. Kabul etmek anahtar kelime, problem #2 bununla ilgili olacak. Evans ve Burnett, Hayatınızı Dizayn Etmek isimli kitabın yazarları, Standford Üniversitesi’nde aynı isimde bir ders de veriyorlar. Kitabı okudukça daha fazla paylaşacağım. Internette pek çok videoda kitabı ve Hayatınızı Dizayn Etmek konusunu oldukça pozitif ve basit bir şekilde anlatıyorlar, videolardan birinin linki için tıklayınız.

The Tipping Point – Kıvılcım Anı

“But if there is difficulty and volatility in the world of the Tipping Point, there is a large measure of hopefulness as well. Merely by manipulating the size of a group, we can dramatically improve its receptivity to new ideas. By tinkering with the presentation of information, we can significantly improve its stickiness. Simply by finding and reaching those few special people who hold so much social power, we can shape the course of social epidemics. In the end, Tipping Points are a reaffirmation of the potential for change and the power of intelligent action. Look at the world around you. It may seem like an immovable, implacable place. It is not. With the slightest push—in just the right place—it can be tipped.” “It is possible to do a lot with a little” (The Tipping Point, Malcolm Gladwell)

“Kıvılcım Anı dünyasında bir zorluk ve gelgeçlik varsa da aynı zamanda büyük miktarda umut da var. Sadece bir grubun sayısında oynama yaparak o grubun yeni fikirlere açık olmasında çok büyük ilerlemeler sağlayabiliriz. Bir bilginin sunumunda oynamalar yaparak onun yapışkanlığını önemli ölçüde artırabiliriz. Sadece büyük bir toplumsal gücü elinde bulunduran o birkaç özel insanı bulup onlara ulaşarak sosyal salgınların akışını biçimlendirebiliriz. Sonuç olarak, Kıvılcım Anları zekice yapılan bir eylemin gücünün ve değişim potansiyelinin teyididir. Çevrenize şöyle bir bakın. Sarsılmaz, amansız bir yer gibi görünebilir. Ama öyle değil. En küçük bir dokunuşla –doğru yere yapılırsa- bir kıvılcım çakabilir.” “Az bir şeyle çok şey yapmak mümkündür”

Kıvılcım Anı, Malcolm Gladwell; kitap özeti için tıklayınız.

Fear & Faith – Korku & İnanç

“One evening an elder Cherokee told his grandson about a battle that goes on inside all people. He said, “My son, the battle is between two wolves inside us. One is Fear. It carries anxiety, concern, uncertainty, hesitancy, indecision and inaction. The other is Faith. It brings calm, conviction, confidence, enthusiasm, decisiveness, excitement and action.” The grandson though about it for a moment and then meekly asked his grandfather: “Which wolf wins?” The old Cherokee replied, “The one you feed.”

Feed the right wolf!

“Bir akşam yaşlı bir Çeroki torununa tüm insanların vicdanında süregelen bir savaştan söz ederek, “Evladım, savaş içimizdeki iki kurt arasındadır.” der. “Bu kurtlardan biri Korku’dur; kaygı, endişe, belirsizlik, tereddüt, kararsızlık ve tembelliği temsil eder. Diğeri İnanç’tır. Bu da sükunet, iman, güven, coşku, kesinlik, heyecan ve hareketin temsilcisidir.” Torun bir an düşündükten sonra uysal bir tavırla dedesine sorar: “Peki savaşı hangi kurt kazanır?” Yaşlı Çeroki cevap verir: “Hangisini beslersen, o.”

Doğru kurdu besle!

from The One Thing, G. Keller, J. Papasan

A great storyteller – Harika bir hikaye anlatıcısı

Seth Godin says answering a question about leadership and importance of storytelling in creating belief in the vision a leader have. Adds that only few have that skill naturally and only one thing can be said that, you start by being a lousy one.

Seth Godin – Akimbo, Episode 6

Liderliğe dair bir soruyu cevaplarken, sahip olduğu vizyonu hikaye ile anlatabilmenin lider için çok önemli olduğunu söylüyor. Bu becerinin ancak çok az insanda doğal bir yetenek olarak varolduğunu, sonradan kazanmak için bildiği tek şeyin berbat bir anlatıcı olarak başlamak gerekliği olduğunu söylüyor.

“Feynman” Technique – Tekniği

“The Feynman Technique is a Mental Model named after Richard Feynman, a Nobel Prize Winning Physicist. It is designed as a technique to help you learn pretty much learn anything – so understand concepts you don’t really get, remember stuff you have already learnt, or study more efficiently.” It’s based on the fact that you learn better when you teach, and in this method you assume your are teaching and when you can’t you go back and check/learn the missing point. Visit the site for more information and demonstration video https://mattyford.com/blog/2014/1/23/the-feynman-technique-model

“Feynman Tekniği, ismini Nobel Ödüllü Fizikçi Richard Feynman’dan alan bir ‘Zihin Modeli’. Anlamakta zorlandığınız konular dahil neredeyse herşeyi öğrenebileceğiniz, öğrendiklerinizi daha iyi hatırlayabileceğiniz ve daha etkili çalışacağınız bir yöntem.” Öğretirken daha iyi öğrendiğimiz gerçeğine dayanıyor, ve bu metotla öğretmenlik yaptığınızı varsayıp kendinize anlatıyor, takıldığınızda kaynaklara dönüp eksik olan yerleri kontrol edip/öğreniyorsunuz. Daha fazla bilgi ve uygulama videosunun olduğu sayfanın otomatik çeviri haline şuradan ulaşabilirsiniz: https://goo.gl/1YBvGz