You do know what to do; DO! Ne yapman gerektiğini biliyorsun; YAP!

I knew it! We say in the present time about past, or indeed, we say it in the future looking backwards to actual time of knowing, feeling. Too late in most of the cases!  Those are the moments when we realize, looking retrospectively, that instinctively we knew the correct answer to a problem, right action to take, smart choice to make. Thing we knew but things we failed to execute.

Looking from today, it’s when we feel what’s right thing to do, when we know it’s high time to start, when we know where to start to find a solution. We know and we feel, yet they never come alone, they usually accompanied with excuses holding us back, reasons to procrastinate, urge to wait the perfect time.

Maybe it’s just fear; fear of failure; fear of being unsuccessful, fear of being humiliated, fear of you name it. Learned fears that limiting our vision, learned realities that serving as barrier to opportunities. Too many questions for assurance, too many check points in mind, too many feelings to be secured from being approved to being needy to remain part of a network.

These thought were coming to my mind, while listening to Seth Godin’s podcast (Q&A, the season wrap up), when he was telling about Nicholas Negroponte’s experiment. Negroponte is founder of One Laptop Per Child project. In the experiment, he drops a big box, full of tablets for children in two Ethiopian villages. Children know nothing about technology, they also don’t know reading. No instruction is provided other than two adults being shown how to charge tablets. Here is what happens:

  • In 4 minutes, one kid opens the box AND finds on-off switch
  • In 5 days, children start to use 47 apps in average per child
  • In 2 week, they start singing ABC songs
  • In 5 months, they hack Android as they want to expand capabilities of their tablets

Children learned to read, elder children started to teach younger ones how to use tablets and how to read. Surprising, and opposite to expectation, they were not only playing games.

How did they know what to do? Or a better question, how did they know getting into action is what they needed? They did not know what to expect, yet they didn’t bother evaluating risks or shortcoming or fears or negative ‘what if’s. They were sure that they should obey their curiosity, and with every single step they had their next step starting to show itself.

You? Are you an exception? I believe nobody is. We all know what to do. The very first action is almost, in not always, known to us. So, do!

184beg8m4uw3jjpgPhoto: https://gizmodo.com/ethiopian-kids-hack-their-olpc-tablets-in-5-months-wit-5956417

Biliyordum! Bunu, geçmişe dair, şimdiki zamanda söyleriz. Ya da aslında, bunu, tam olarak bildiğimiz, hissettiğimiz zamanın geleceğinden geçmişe bakarak söyleriz. Çoğu durumda çok geç kalmış oluruz! Geçmişe bakıp, bir problemin cevabını, akıllıca olan seçimi, doğru adımın ne olduğunu bir nevi içgüdüsel bir şekilde biliyor olduğumuzu fark ederiz. Ne yapmamız gerektiğini bildiğimiz ancak yapmadığımız şeylerdir bunlar.

Bugünden baktığımızda, ne yapmamız gerektiğini hissettiğimiz, başlamak için ideal zamanı anladığımız, çözüm için nereden başlamamız gerektiğini bildiğimiz anlar. Biliyor ve hissediyoruz, ancak bunlara çoğu zaman bizi tutan bahaneler, erteleme sebepleri ve güya doğru zamanı bekleme güdüsü eşlik ediyor.

Belki de sadece korku; çuvallama korkusu, başarısız olma korkusu, küçük düşme korkusu, aklınıza gelen gelmeyen başka korkular. Görüşümüzü engelleyen öğrenilmiş korkular, fırsatların önünde bariyer olarak duran öğrenilmiş gerçekler. Güvende hissetmek için sorulan çok fazla soru, zihinde oluşan pek çok kontrol listesi, onaylanma hissiyatından bir gruba ait olmaya kadar güvence altına almak istediğimiz pek çok duygu…

Bunlar, Seth Godin’in podcast yayınlarından birinde (1. sezon özeti, soru ve cevaplar), Nicholas Negroponte’nin deneyini dinlerken aklıma gelenler. Negroponte Her Çocuk İçin Bir Laptop projesinin kurucusu. Yaptığı deneyde, içi tablet dolu büyük bir kutuyu iki Etiyopya köyüne bırakıyor. Köydeki çocuklar okuma yazma bilmiyor, teknolojiye dair daha önce hiçbir şey görmemişler. Köydeki iki yetişkine tabletlerin güneş enerjisi ile nasıl şarj edileceğinin gösterilmesini saymazsak, hiç bir talimat, yol gösterme yok. Olanlar şöyle:

  • 4 dakika içinde, çocuklardan biri kutuyu açar VE açma düğmesini keşfeder
  • 5 gün içinde, çocuk başına ortalama 47 uygulama kullanılmaya başlanır
  • 2 hafta içinde, çocuklar alfabe şarkılarını söyleme başlar
  • 5 ay sonra, çocuklar tabletlerle yapabileceklerini artırmak için Android işletim sistemini kırarlar

Çocuklar okumayı öğrenir, yaşı daha büyük olan çocuklar daha küçük çocuklara tabletlerin nasıl kullanılacağını ve okumayı öğretirler. Beklenenin aksine, çocuklar tabletleri sadece oyun oynamak için kullanmazlar.

Ne yapacaklarını nasıl biliyorlardı? Veya daha yerinde bir soru, yapmaları gerekenin harekete geçmek olduğunu nasıl biliyorlardı? Neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlardı, yine de riskleri dikkate almakla, korkularına yenilmekle, ya da negatif “ya şöyleyse, ya böyleyse” gibi şeylerle uğraşmadılar. Meraklarına itaat etmeleri gerektiğini biliyorlardı, ve attıkları her bir adımda, bir sonraki adım onlara kendini gösterdi.

Sen? Bir istisna mısın? Sanıyorum kimse bu konuda istisna değil. Her birimiz ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Her zaman değilse bile, çoğu durumda, ilk adımın ne olması gerektiğini içten içe biliyoruz. O zaman, yap!

2 thoughts on “You do know what to do; DO! Ne yapman gerektiğini biliyorsun; YAP!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s