Learning language – Dil öğrenmek

Learning a new language keeps your brain fit and young. Learning new things generally does the job. The more you are unfamiliar with the newly learned topics, the more your brain tries to catch up with you by producing more synapses and by making new connections for learned material. Language learning stimulates different areas in the brain and ensures increased brain activity, which triggers creation of baby synapses and which helps you for in memorizing and creativity. Learning language is also suggested for elder people in preserving brain functions and inhibiting Alzheimer.
Yeni bir dil öğrenmek beyni genç ve zinde tutar. Yeni bir şeyler öğrenmek de benzer bir etki yapıyoru. Öğrenilen şeye ne kadar az aşina iseniz, beyniniz size yetişmek için o kadar uğraşıyor, yeni sinapsisler yaratıyor ve öğrenilenleri birbiri ile bağlıyor. Dil öğrenmek beyinde farklı bölümleri harekete geçiriyor, daha yüksek beyin aktivitesi sağlıyor, yeni sinapsislerin üretilmesini tetikliyor ve tüm bunlar daha iyi bir hafızaya ve yaratıcılıkta artışa sebep oluyor. Yeni bir dil öğrenmek, ileri yaştaki insanlar için de tavsiye ediliyor, hem beynin fonksiyonlarını korumak hem de alzaymır ve benzer hastalıkları engellemek için.

Procrastination for creativity – Yaratıcılık için erteleme

When you finish a task, your brain also categorize it as finished and in a way stops processing and generating new ideas about. It’s said that Martin Luther King did not finish preparing his speech until last moment, kept his brain working on the speech and that’s how he ended up finding famous “I have a dream” words while he speaks. So, if you are trying to create something new, give breaks in the process and have your brain keep working on it in the background. (One of the suggestions from the writer of Originals, Adam Grant. Here is an inspiring TED Talks from him: https://www.youtube.com/watch?v=fxbCHn6gE3U)

Bir görevi bitirdiğinizde, beyniniz onu bitmiş bir iş gibi kategorize ediyor ve bu konuda yeni fikirler geliştirmeye ara veriyor. Martin Luther King’in meşhur konuşmasının hazırlığını son dakikaya kadar bitirmediği, bu yolla son dakikaya kadar geliştirebildiği ve belki de bu sayede, konuşmasının taslağında olmayan “benim bir hayalim var” sözlerini bulabildiği söyleniyor. Dolayısıyla, eğer yeni bir şey yaratmak, üretmek istiyorsanız, süreç içinde ara vermek ve beynin arka planda (dağınık mod) çalışmasına izin vermek gerekiyor. (Orijinaller’in yazarı Adam Grant’tan bir tavsiye. TED Talks linki: https://www.youtube.com/watch?v=fxbCHn6gE3U)

Diffuse Mode of Brain – Beynin Dağınık Modu


Brain has two modes, focus mode (usually we tend to think that’s the only mode we need) and diffuse mode where your brain is kind of resting but still processing what you’ve recently learned or thought about. Your brain will be in diffuse mode while you relax, walk, exercise, shower, travel, cook, etc. Many activities we do or like to do especially during weekend. And diffuse mode is more about creativity, brings new ideas, solutions. So, if you like to find out an answer this weekend, a new idea or create something new, focus for 25 minutes on it, jot, draw, concentrate and then switch to diffuse mode, enjoy your weekend, and let your brain work on it on the background. (Inspired by Barbara Oakley, Mindshift)

Beynin iki modu var, odaklanmış mod (ki genelde bunun beynin tek fonksiyonu olduğunu düşünürüz) ve dağınık mod. Dağınık modda beyin bir nevi dinlenme evresindedir ama yakın zamanda öğrendiğimiz veya düşündüğümüz şeyleri proses etmeye devam eder. Dinlendiğimizde, yürüdüğümüzde, egzersiz yaptığımızda, duş aldığımızda, seyahat ettiğimizde, yemek pişirdiğimizde vb beyin dağınık modda çalışmaya devam eder. Haftasonu yapmayı sevdiğimiz veya yaptığımız aktiviteler genelde bu modu aktive eder. Dağınık mod aynı zamanda yaratıcılık, yeni fikirler ve çözümler ile ilgilidir. Dolayısıyla, bu haftasonu yeni bir cevap, fikir veya yeni bir şey yaratmak ihtiyacındaysanız, önce 25 dakika bu konuya odaklanın, yazın çizin ve sonra dağınık moda geçip haftasonunun tadını çıkarın, bırakın beyniniz arkada çalışmaya devam etsin. (Barbara Oakley’in Mindshift kitabından esinlenilmiştir)