Rebels bring solutions – Asiler çözüm getirir

A recent hbr article by Francesca Gino elaborating on the fact that rebelling brings conflicts, conflict triggers discussion and solution seeking. She also provide a link to a study ‘Mind-Body Dissonance’ which tells us conflicts are leading to original solutions. Most of the time, most of our communication does not include new ideas, does not bring new discussions and/or does not suggest a change. Thus, in most of the cases, in response, we tend to respond within our own already existing portfolio of answers/reactions. In other words, when there is no trigger for a change in already accepted comfortable way simply there is no progress towards originality. And we all have different preferences in and about rebelling, based on two dimensions, resisting internal pressures (low or high) and resisting external pressures (low or high); click here for the test which at the end explains your type in detail; The Traveler, The Climber, The Pirate, The Guard.

Don’t be afraid of rebels and rebelling, on the contrary, just enjoy 🙂

Yakın zamanda hbr’da yayınlanan, Francesca Gino imzalı bir makale asilerin çatışma yarattığı, çatışmalarınsa tartışmaları ve çözüm arayışını harekete geçirdiğini detaylıca ele alıyor. Aynı zamanda ‘Zihin-Beden Ahenksizliği’ isimli bir araştırmaya link veriyor; bu araştırmaya göre çatışmalara orijinal çözümleri getiriyor. Çoğu zaman, iletişimimizin büyük bölümü yeni fikirler içermez, yeni tartışmalar getirmez ve/veya bir değişim önermez. Böylece, pek çok durumda, daha önceden var olan cevaplar/reaksiyonlar portfolyosundan kullanarak bir karşılık veririz. Başka bir deyişle, mevcut konfor alanında değişimi harekete geçiren bir şey olmadığında, orijinal bir çözüm yolunda bir ilerleme olmuyor. Ve hepimiz, asilikle ilgili başka tercihlere sahibiz. Bu tercih iki boyutla belirleniyor, ‘iç baskılara direnç’ (az veya çok) ve ‘dış baskılara direnç’ (az veya çok). Test için link burada, testin sonucunda sizin asilik tipiniz detaylıca anlatılıyor: Gezgin, Tırmanıcı, Korsan ve Gardiyan. Asilerden ve asilikten korkmayın, aksine tadını çıkarın 🙂

%1 for Olympic Gold – Birincilik için %1

When Sir Dave Brailsford became head of British Cycling in 2002, the team had almost no record of success: British cycling had only won a single gold medal in its 76-year history. Sir Dave gambled that if the team broke down everything they could think of that goes into competing on a bike, and then improved each element by 1%, they would achieve a significant aggregated increase in performance. He was hoping his Team Sky to win Tour de France in five years with this method, they won in 3!
This method might be especially beneficial in case you really don’t have any element that needs big improvement to bring you further success, then applying this method might construct the path of success bit by bit.

The full story is here – Hikayenin tamamı burada.

Sir Dave Brailsford, 2002 yılında British Cycling’ın başına geçtiğinde, takımın daha önceye ait hemen hiçbir başarısı yoktu. İngiltere bisiklet takımı 76 yıllık tarihinde sadece tek bir altın madalya kazanmıştı. Sir Dave, bisikletle yarışmaya dair her bir unsuru çıkarıp, her birini %1 oranında daha iyi hale getirerek performansta önemli ve toplam bir artış elde edebileceğini düşündü. Bunu uygulamaya geçirdiğinde, takımı Team Sky’ın ‘Tour de France’ı beş yıl sonra kazanmasını umuyordu, 3 yılda kazandılar.
Bu yöntem, işinizle ilgili bölümlerin herhangi birinde çok ciddi bir gelişim ihtiyacı olmadığında ve gene de toplamda başarınızı artırmaya ihtiyaç duyduğunuzda işe yarayabilir.